24 Nisan 2018 Salı

İLK İMZA SELÇUK İNAN'DAN...



Sık sık organize ettiği sosyal sorumluluk projeleriyle dikkatleri üzerine çeken BÜMED MEÇ Okulları yepyeni bir kampanyaya imza attı. Yıldız futbolcuların desteğiyle "Yıldızlar, Çocuklar için İmzalıyor" sosyal sorumluluk projesini hayata geçirdi. Proje kapsamında yıldız futbolcular formalarını imzalayacak ardından da söz konusu formalar açık arttırmayla yeni sahiplerini bulacak. Elde edilen gelirle çocukların hayatlarına küçük dokunuşlar yapılacak.


Forma açık arttırmaya çıkıyor.



"Yıldızlar, Çocuklar için İmzalıyor" sosyal sorumluluk projesine katılan ilk isim Galatasaraylı Selçuk İnan oldu. Yetenekli futbolcu proje için Şampiyonlar Ligi’nde giydiği formayı imzaladı. Milli futbolcu, projeyle ilgili olarak, "Eğitime yönelik gerçekleştirilen projenin içinde yer almak bizlere gurur verdi. Böyle bir projede yer alan tüm futbolcu arkadaşlarımıza ve bu projeye destek veren herkese şimdiden çok teşekkür ediyoruz" dedi. 

23 Nisan 2018 Pazartesi

SİROZU İMMUNOTERAPİ İLE YENDİ…

Primer Biliyer Siroz hastalığı ile 9 yıl mücadele etti. Vücudu eğiten ve bağışıklığı düzelten bir tedavi şekli olan İmmunoterapi sayesinde hastalığını son bir yılda yenmeyi başardı.


9 yıldır Primer Biliyer Siroz hastalığı ile mücadele eden 51 yaşındaki stilist Selma Şengül’ün yüzü güldü. Bağışıklığı destekleyen ve vücudu eğiten bir tedavi şekli olan İmmunoterapi ile sağlığına kavuşmayı başardı. Verdiği dokuz yıllık mücadeleyi anlatan Şengül, “2009 yılında Primer Biliyer Siroz tanısı kondu. Hastalığın ilerlemesi engellenemediği için hep araştırma içindeydim. Bir dönem doktorumun tavsiyesi ile bitki kürleri de kullandım. Amerika’daki doktor bir akrabamız hem bitkisel hem de tıbbi tedavi kullanabileceğimi ve orada yaygın olan İmmunoterapi yöntemini araştırmamı tavsiye etti. Araştırmalarım sonucunda Türkiye’de de bir immunoterapi kliniği olduğunu öğrendim. Bir yıl önce de immunoterapi tedavisine başladım. Diyete çok sıkı bir şekilde uydum tedaviyi hiç aksatmadan kullandım. Nitekim son raporumda sirozu tamamen yendiğimi gördüm. Sevinçten üç gün uyumadım. Hayati riski bulunan ve neredeyse yerinden kalkamayan biri için bu bir mucizeydi. Çok tehlikeli bir hastalık çünkü, Allah kimseye göstermesin. Hayata daha sıkı bağlandım artık. Emekli olmaya ve çocuklarımla, ailemle daha çok vakit geçirmeye karar verdim. Bol bol geziyoruz, iş yoğunluğundan vakit bulamadığım birçok şeyi artık yapıyorum. Bu hastalık bana hayatın tadını çıkarmam gerektiğini öğretti” dedi.
Sirozla birlikte, Sjögren sendromu ve alerjilerini de yendi.
Hastayı değerlendiren ve uygulanan tedavi yöntemine değinen İç Hastalıkları ve İmmunoterapi Uzmanı Dr. Ülkü Görmez,” Bu tedavi tamamen kişiye özel olarak planlanıyor.  Kişiyi bizzat inceliyoruz. Altta yatan, otoimmüniteyi tetikleyen bağışıklıktaki sorunları inceliyoruz. Daha sonrasında tanılar koyuyoruz. Bunlar kişiye özel tanılar oluyor. Bundan sonra da onarma tedavisine geçiyoruz. Otoimmünite bağışıklığın kendi kendine saldırısı ile oluşan bir hastalık. Yalnız çok enteresan iki ucu var. Bağışıklıkta otoimmünite hastasının hem bağışıklığının zayıf olduğu noktalar var hem saldırdığı noktalar var. Her iki tarafı da tamir etmeniz gerekiyor. O yüzden de mutlaka doğru tanıların konulması çok önemli. Doğru tanıları koyduktan sonra hasta da uyumluysa işimiz çok kolaylaşıyor. Selma hanım gerçekten tedavisi süresince çok uyumluydu. Diyetini çok iyi kullandı. İlaçlarını aynı şekilde, kontrollerini hiç aksatmadı. Dolayısı ile başarılı sonuca ulaştı. Sirozu yendi ama aynı zamanda Sjögren sendromu hastasıydı. Onu da yendi. Gastroentoloji hocamızla da durumunu teyit ettik. Bağırsak florası, bağırsak fonksiyon bozuklukları tamamen normale döndü. Bütün testlerinde çok ciddi düzelmeleri oldu. Çok ciddi yol kat etti. Histamin alerjisini de yendi. Glüten duyarlılığı çok az kaldı. Tedavisinin sonlarına geldik. Bundan sonra sadece bazı özel koruyucu sağlık ve yaşam öneri ile hayatına devam edecek. Ömür boyu immunoterapi almasına gerek yok” şeklinde konuştu.

22 Nisan 2018 Pazar

EN KEYİFLİ DÖNERİN TADI "DÖNERCİ CELAL USTA"…

İstanbul’un en gözde mekanlarından Dönerci Celal Usta enfes menüsüyle öğlen yemeklerinizi keyfe dönüştürüyor. 



Kaliteli tarzı ve beğeni toplayan mutfağı ile hem Anadolu Yakası hem de Avrupa yakasında hizmet veren Dönerci Celal Usta, Levent ’de açtığı şubesi ile lezzetlerinden söz ettiriyor.
 Klasikleşmiş lezzetlere kattığı yorumlarla her zaman beğeni toplayan, keyifli sunumlarıyla da göz dolduran Dönerci Celal Usta, özenle hazırlanan yeni menüsünde barındırdığı spesiyal lezzetlerle misafirlerini ağırlıyor.

Avrupa Yakası'nda da Anadolu Yakası'nda birden fazla yerde bulunan Celal Usta'nın sloganı "Nesilden nesile gelen et dönerin ustası". 1975'ten beri değişmeyen lezzetiyle bu sloganı hak ettiklerini de söylemek yanlış olmaz.

15 Nisan 2018 Pazar

BİR BUÇUK YILDIR FELÇ YÜZÜNDEN KONUŞAMAYAN MAKEDONYALI HASTA TÜRK DOKTORUN AMELİYATINDAN SONRA “ALLAH” DEDİ…

Üsküp'lü 5 çocuk babası Kani Çayani’nin hem bacak damarı hem de şah damarı tıkandı. Bir buçuk yıl önce geçirdiği felçten sonra kısmen de olsa ayaklandı ama konuşma yetisini tamamen kaybetti. Geçtiğimiz gün İstanbul’da gerçekleşen iki ameliyatın ardından bir buçuk yıl sonra ilk defa konuştu ve “Allah” dedi. 



 Hastanın bu durumunun umut verici olduğuna değinen Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Kalko,” Kani bey bize geldiğinde bacaklarında ciddi bir sorun vardı. Bacak damarı tıkanmış, çok şiddetli ağrıları vardı ve geldiği Makedonya’da bu damarın açılamayacağını söylemişler. Daha önce de hastanın bir buçuk yıl önce geçirdiği şah damarı kaynaklı felç hikayesi vardı ve bu sorundan dolayı kendisine stent takılmış. Damar sistemi bir bütün bir yerde sorun olduğu zaman diğer bölgeleri de atlamamak lazım. Bundan dolayı biz bacak damarlarını tetkik ettikten sonra şah damarına da baktık. Nitekim orada da ciddi bir darlık olduğunu gördük. Eğer oraya müdahale etmeseydik hastanın ileride yeni bir felç geçirip tamamen yatalak kalma riski vardı. 

( Ameliyattan hemen sonra... )

Bundan dolayı önce şah damarından ameliyat ettik ve bu bölgeye bypass uyguladık. bu ameliyattan sonra enteresan bir şekilde bir buçuk yıldır hiç konuşamadığını söyledikleri bu hastanın ağzından kelime duyduk. “Allah” dedi ameliyattan sonra.  Bu ameliyattan iki gün sonra da sağ bacağına kasıktan girerek lokal anestezi ile damarı açtık. İyi bir fizik tedavi ve konuşma terapisi ile bu hasta ayaklanabilir en azında kendi ihtiyaçlarını karşılayacak duruma gelebilir. Öte yandan konuşma umudu da var. İyi bir konuşma terapisi ile yeniden derdini anlatabilir pozisyona gelebilir” dedi. 


Hastanın yaşadığı zorlu süreci anlatan yakınları,” Bir buçuk sene önce felç geçirdiğinde sten takıldı damarına. Eskisi gibi olmasa da biraz ayaklandı. En azından kendi ihtiyaçlarını görebiliyordu. Ancak kısa bir süre önce bacaklarında ve belinde şikayetler başladı. Önce bel fıtığı dediler ama sonra damar tıkanıklığı olduğu anlaşıldı. Üsküp’teki doktorlar ameliyat şansının olmadığını ve bu şekilde gidebildiği kadar gideceğini söylediler. Ancak biz son bir umut İstanbul’a gelemeye karar verdik. Türk doktorların başarısını çok duyduk ve Yusuf hocaya güvendik bu anlamda. 
Bacak damarını ameliyat edebileceklerini 

söylediler ama şah damarında da sorun çıktı. Önce şah damarı ameliyatı yapıldı birkaç gün sonra da bacak damarlarından operasyon geçirdi. Her iki ameliyatının da başarılı geçtiğini söyledi doktorumuz. Ama şah damarı ameliyatından sonra ağzından kelimeler çıkmaya başlaması bizi çok heyecanlandırdı ve umutlandırdı. Ameliyattan sonra ilk sözü “Allah” oldu, sonra doktorunun adını söyledi ve “Yusuf “dedi “Amin” dedi. Bu tepkileri görmek bizim için inanılmaz. Yeniden konuşma ve ayağa kalkma umudu doğdu bizim için” şeklinde konuştu.

CITYCOCO ELEKTRİKLİ BİSİKLET DOSTLUĞU...

Bodrum sezonunu açan ünlü sanatçılar Cem Yılmaz ve Ozan Güven’in elektrikli bisikletlerini yanlarından ayırmadıkları dikkatlerden kaçmadı.


Ayrılmaz ikili Cem Yılmaz ve Ozan Güven’in elektrikli scooter merakı sık sık objektiflere takılıyor. Bodrum sezonunu açan iki yakın dostun elektrikli bisikletlerini de yanlarından ayırmadıkları görüldü.  Cem Yılmaz’ın oğlu Kemal Yılmaz’la birlikte sosyal medya hesabından paylaştığı fotoğrafın ardından bir paylaşım da Ozan Güven’den geldi. 

Kısa bir sürede fotoğrafları beğeni rekoru kıran iki sıkı dostun takipçilerinden “Paylaşılamayan Citycoco greaser” yorumları geldi.

9 Nisan 2018 Pazartesi

DİZ KİREÇLENMELERİ İHMALE GELMEZ…


Dizlerden ses gelmesi ve hareketle beraber gelen şiddetli ağrılar eklem kireçlenmelerini işaret ediyor. Uzmanlar diz kireçlenmesi sorunlarının ihmal edilmemesi gerektiğine vurgu yaparken, ilerleyen durumlarda diz protezlerinin kaçınılmaz olduğuna vurgu yapıyor.

Konu ile ilgili bilgi veren Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Sezai Yılmaz,” Diz kireçlenmeleri hareketle artan diz ağrıları şeklinde kendini gösterir. Dinlendikten sonra bu ağrılar genelde hafifler ya da geçer. Hastalarda ayrıca sabah topallama şikayetleri meydana gelir, ev işi yaparken ya da merdiven çıkarken ve inerken, dizin üstüne oturulduğunda, namaz kılarken, yokuş yukarı çıkarken dizde ağrı hisseder hastalar ve kıtırtı sesi gelir o bölgeden. Bu ses kıkırdağın aşınma sesidir. Kıkırdak aşınıp kemik açığa çıktığı için hasta ağrı hisseder. Uzun süre yürüyemez bu hastalar, belli bir süre özellikle ilerleyen dönemlerde hastalık ilerlediğinde, bir süre sonra hasta durup dinlenme ihtiyacı hisseder. Bu rahatsızlığın nedeni tam olarak bilinmemekle beraber genetik faktörler etkili olmakla birlikte kadınlarda daha sık görülmektedir. Sebebi bilinenler ise daha önce geçirilen travmalar, kazalar, uzun süre yatalak kalma, enfeksiyonlar, dizin gördüğü darbeler, geçirilen ameliyatlara bağlı durumlar, fazla kilo faktörü, ağır işler gibi durumlarda söz konusu olabiliyor” dedi.
Erken evrede tedavi çok önemli.
Erken evrede tedavilerin büyük önem taşıdığına değinen Yılmaz,” Erken evrede eklem içine sıvı enjeksiyonu, PRP, Hyaloronik asit tedavileri, ağızdan kullanılan kıkırdak yapımını arttırıcı takviye ilaçlar, fizik tedavi, kaplıca gibi seçenekler kullanılabiliyor. Fakat bunların hiçbiri kalıcı tedaviler değildir, zaman kazandırıcı tedavilerdir. Bazı hastalarda çok erken evrede bu işlemler yapılırsa bu hastaların ileride protez ameliyatı yaptırmasına gerek kalmayabiliyor” ifadelerini kullandı.
Ameliyatlarda yaş faktörü çok önemli bir etken.
Nadir de olsa erken yaşta da görülebileceğini ancak ameliyatlarda yaş faktörünün önemli bir ayrıntı olduğuna dikkat çeken Dr. Sezai Yılmaz,”40’lı yaşlarda yapılan diz protezi ameliyatlarında nadir de olsa söz etmek mümkün. Ancak biz yaşın 60’ı geçmesini tercih ediyoruz. Çünkü diz protezlerinin de bir ömrü var. 15-20 sene gibi bir ömürden söz edebiliriz. Eğer protez ameliyatları erken yaşta yapılırsa ileride bu hastaların tekrar ameliyat olmaları gerektiğini bilmeleri gerekiyor. Bundan dolayı erken evrede ve erken yaşta protez ameliyatları çok tercih edilmemelidir. Diz protezi 60 yaşından sonra dizin ileri evre kireçlenme durumlarında artık yapacak hiçbir şey kalmadı ise yapılır. Dizdeki kıkırdaklar tamamen bitti ise daha önceki tedavi alternatifleri de tamamen bitti ve hasta bunlardan hiç fayda görmedi ise protez yapılması gerekir. Aksi taktirde hastalık daha da ilerliyor ve çözümsüz hale geliyor. Yaş çok ilerlediğinde mesela 80 yaşından sonra hastanın genel durumu da bozulmaya başlıyor. Yaşlılığın yanında başka hastalıklar da oluyor. Burada en büyük sıkıntı hastalarının ameliyatlardan korkmasıdır. Ancak unutulmamalıdır ki, hasta belli bir yaşı aştıktan sonra ve durumu ameliyat pozisyonuna ulaştıktan sonra buna başvurmak gerekir aksi halde ileride hasta yürüyemez hale gelebiliyor. Dolayısı ile 60-70 yaşları arasında eğer diz kapağındaki kıkırdak iyice harap oldu ise değiştirilip yapay bir eklem takılması gerekiyor. Biz bu yapay ekleme protez diyoruz. Protez ameliyatı genel anestezi altında veya belden aşağısı uyuşturularak yapılan bir ameliyattır. Diz kapağı açılarak burada bulunan kemiklerin ucundaki kıkırdaklar tamamen alınıyor. Onun yerine de yapay eklem takılıyor” şeklinde konuştu.

5 Nisan 2018 Perşembe

ERKEN YAŞTA EĞİTİMİN ANAOKULU...

Erken Yaşta Eğitim Anaokulu2018-2019 Eğitim Öğretim Yılı erken kayıt avantajları devam etmektedir.

Erken Yaşta Eğitim Anaokulu vizyonu güvenli ve huzurlu bir ortamdaçocukluklarını yaşayabilen mutlu, çağdaş, özgüvenli, iyi eğitimli, çevre bilincine sahip ve kendini iyi ifade edebilen dünya vatandaşı nesiller yetiştirmektir.


Standart eğitim vermenin ötesinde çocukları sahip oldukları kapasitede en üst düzeye çıkarmak hedeflenmektedir. Yoğun İngilizce programı ile çocukların anadili gibi İngilizce konuşabilmelerini ve  bunun  yanında Türkçeyi de düzgün öğrenip kullanmalarını esas alır.
Müzik ( ritim), robotik, bilim atölyeleridanstan yogadan tiyatrodan teknikler kullanılarak müzik eşliğind yapılanhareket eğitimi dersleri ile çocuklara farklı kazanımlar sunulmaktadır.
Erke kayıt dönemi ekonomik avantajların yanı sıra çocuklarınız için en iyi tercih yapabileceğiniz bir süreç. Sizde çocuklarınızın çift dilde ve iyi bir eğitim almalarını istiyorsanız. Erken Yaşta Eğitim Anaokulunu ziyaret edebilirsiniz.