25 Şubat 2020 Salı

BUERGER HASTASININ AYAĞI “HİBRİT YÖNTEMLE” KURTULDU…

 Türk profesörün geliştirdiği “Hibrit Yöntem” ile Buerger hastalığı artık gerileyebiliyor ya da uygun hastalarda uzuv kayıplarının önüne geçebiliyor.  Aynı yöntemle 20 yıllık Buerger hastasının ayağı kesilmekten kurtuldu.


48 yaşındaki Mustafa Kaya 20 yıl önce yakalanmış Buerger hastalığına. Uzun yıllar sigara kullanmaya devem ettiği için hastalığının iyice ilerlediğini ve ayağının kesilecek duruma geldiğini ifade eden Kaya,” Önceleri çok ciddi şikayetlerim olmadığı için sigara kullanmakta ısrarcı davrandım. Ta ki sol ayağım çürümeye başlayana kadar. Dayanılmaz ağrılar çekiyordum. Gittiğim birçok doktor da bu hastalığın kesin bir tedavisinin bulunmadığını sigarayı bırakmak zorunda olduğumu söyledi. Bıraktım bırakmasına ama bu sefer iş işten geçmişti. Her yerden aynı cevabı alıyordum ‘kesin bir tedavisi yok’. Bir gün hastane koridorunda beklerken hiç tanımadığım biri bana Yusuf hocadan bahsetti. İnternetten Prof. Yusuf Kalko’nun Buerger’le ilgili çalışmalarını inceledim ve ikna oldum. Kendisine inandım ve ameliyat olmaya karar verdim. Ameliyata girmeden önce ayağım buz gibiydi. Ameliyattan hemen sonra ayağım ısındı en önemlisi de o dayanılmaz ağrılardan kurtuldum. Uzuv kaybım da yok çok şükür. Ben artık şunu biliyorum. Hoca beni ameliyat etti hastalık bitti diye bir şey yok. Sigaraya yeniden başladığım anda bu hastalık nüks edecek biliyorum, bu yüzden Buerger hastalarına da bu anlamda çağrı yapıyorum. Lütfen sigarayı hayatınızdan tamamen çıkarın.” dedi.
Sigara kullanımına yeniden başlanması ile nüks eder.
Buerger hastalığı ile ilgili Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Kalko ise şu bilgileri paylaştı.
”Buerger hastalığı orta ve küçük çaplı atar ve toplar damarların sigaraya bağlı olarak tıkanması ile oluşan ciddi bir rahatsızlıktır. Damarlar iltihaplı bir pıhtı ile tıkanır ve parmaklara giden kan akımı azalır. Bu damar sorunu, sigara hayatınızda var olduğu sürece devam eder. Zamanla parmaklarınızı, ellerini, ayaklarınızı, bacaklarınızı etkisi altına alır ve iyileşmeyen yaralar oluşur. Enfeksiyona bağlı bu derin yaralar eğer sigara bırakılmazsa zamanla kangrene dönüşür ve uzuv kaybına neden olur. Hastaların dörtte birinden fazlasında ise ayak ya da bacaklar kesilme aşamasına gelir. Buerger hastalığı genellikle 20 – 40 yaş arasında kendini gösteriyor. Ancak günümüzde ne yazık ki, 16-17 yaşlara kadar indiğini görüyoruz. Genelde erkek hastalığı olarak bildiğimiz bu rahatsızlığı son yıllarda kadınlarda da görmeye başladık. Buerger hastalığı sigara kullanımına bağlı gelişiyor. Ancak kapalı ortamda yoğun sigara dumanına maruz kalan ve pasif içici olarak adlandırdığımız kişiler de tehlike altında. Çünkü bu rahatsızlık aslında bir sigara alerjisi… Herkeste görülmez ancak alerjik yatkınlığınız varsa sigara kullanmasanız bile, yanınızda içilen sigaranın dumanı sizi etkiler ve rahatsızlığı ortaya çıkarır. Bu hastalıktan korunmak veya kurtulmak için sigaradan ve sigara dumanına maruz kalmaktan tamamen uzak durmak gerekir. Çünkü 30 yıl sonra ya da 50 yıl sonra eski alışkanlığınıza geri dönerseniz eski hastalığınız da size geri döner.” dedi.
Ameliyat şansı olmayan hastaların yüzünü güldüren tedavi “Hibrit Yöntemler”
Buerger tedavisinde geliştirdikleri yeni tekniklerle uygun hastalarda çok başarılı sonuçlar aldıklarını ifade eden Prof. Kalko,”Buerger hastalarında tedavinin en önemli adımı sigarayı bırakmaktır. Sigaradan uzak durulmazsa yapılan diğer tedavilerin de faydası olmaz. Medikal tedavilerde kesin olarak iyileşme şansları yoktur. Sigarayı bırakan kişilerde amputasyon (doku ve uzvun kesilmesi) riski oldukça düşüktür. Sigara bırakılmadığında ise yaralar geçmez, tekrar açılır ve çok sayıda amputasyon gerekebilir. Bu hastalığa sahip çok az sayıda hastada damarlar bypass cerrahisi için uygundur. Fakat çok sayıda hastada, hastalık tedavilere cevap vermez ve uzvun kesilmesine karar verilir. Biz damar hastalıklarında uyguladığımız Minimal İnvaziv Damar Cerrahisi yöntemini, uygun Buerger hastalarına da uyguluyoruz. Lokal anestezi ve minik kesilerle problemli bölgeye müdahale ederek bypass yapıyoruz. Bazı hastalarda bir miktar uzuv kaybı olabiliyor ama ayağı kurtarabiliyoruz bu da hasta açısından çok önemli. Yeni geliştirdiğimiz bir diğer teknik de Hibrit Yöntemler. Hibrit yöntemleri biz şah damarı hastalıklarında ve bacak damarı tıkanıklıklarında aktif bir şekilde kullanıyoruz. Aynı anda hem açık cerrahi, hem anjiyo ve balon uygulamaları ile stent uygulamalarını yapma şansı doğuruyor bize bu teknik. Dolayısı ile daha önce ameliyat şansı verilmeyen birçok hasta bundan artık faydalanabiliyor. Hibrit yöntemleri Buerger hastalarına da uygulamaya başladık. Ana damarı tıkalı olan her Buerger hastasına uygulanabiliyor. Diz, kasık, diz üstü, diz altı bölgesi tıkalı olan ve hiç kan akımı olmayan hastada bunu uygulayabiliyoruz. Buerger hastalarının damarlarını tıkayan iltihap oldukça yumuşak ve mukus kıvamında olduğu için bu damarın standart yöntemlerle temizlenmesi çok zordur. Biz geliştirdiğimiz teknikle önce 20-30 santimlik bölgeden solucan gibi olan o plağı koparmadan çekip alabiliyorsun. Sadece çıkarmak yetmiyor bu plağı aynı zamanda diz bölgesinden bir de anjiyo aleti ile giriyoruz ve ince bir tel yardımı ile küçük balonlar yaparak ayağa kadar damarını açabiliyoruz. Sonra da hem yukarı hem aşağıyı açtığımız için damarı getiriyoruz ve uç uca dikiyoruz. İki borunun birleştirilmesi gibi düşünün. Ve devamlılık sağlanıyor. Çok ciddi istirahat ağrıları olan hastalar ameliyattan hemen sonra rahatlıyor en önemlisi de uzuv kayıplarının önüne geçilmiş oluyor. Bu sayede ameliyat şansı verilmeyen birçok hastaya ameliyat şansı doğuyor. Uyguladığımız teknikte aynı anda hem açık hem kapalı yöntemler kullanıldığı için işlem süresi 1-2 saat arasında değişiyor. Belden uyuşturarak yapılıyor. Ameliyat sonrası hastaların kesinlikle sigaradan uzak durması gerekir ve ömür boyu kan sulandırıcı kullanmaları gerekir. Mustafa beyde de Hibrit Yöntemi kullandık. Sonucu oldukça başarılıydı. Hastanın çok ciddi ağrıları vardı, ayağı buz gibiydi dahası ayağını kaybetme riski yüksekti. Ameliyattan hemen sonra ayağı ısındı, ağrıları dindi, uzuv kaybı da olmadı. Bundan sonraki süreçte sigaradan kesinlikle uzak durması gerekir.” şeklinde konuştu. 

KLİP İÇİN DÖRT AYDA 50 KİLO VERDİ…




O Ses Türkiye de Hadise'nin takımında yer alan ve söylediği şarkıların yanı sıra yaptığı danslarla da adından söz ettiren Anıl Şimşek, ''Hazır mıyız '' isimli ilk single çalışmasını müzik severler'in beğenisine sundu. Şarkısı ve çektiği klip ile kısa sürede büyük ilgi gören Anıl Şimşek,yeni şarkı için de kolları sıvadı.Şarkıcı yeni çalışmasıyla  birlikte görünümünü de değiştirdi. Eski hali 150 kiloyu bulan Şimşek, dört ayda  yaklaşık 50 kilo verdi.150 kilodan 100 kiloya inen Anıl Şimşek , verdiği 50 kilonun kendisini tatmin etmediğini asıl hedefinin ikinci kliple birlikte 80 kilo olduğunu belirtti. Şarkıcı açıklamasın da ,beni kilolu halimle sevenlerim de çoktu ama hem sağlığım hem de sahnede dans edebilmem için bu kiloları vermem şarttı. Şimdiki görüntüm beni de çok mutlu etti, yeni şarkı ve klip için hazırım artık dedi.

ALTAY 5 YIL SONRA İSTANBUL GECELERİNDE!



ALTAY: ‘ARTIK ALBÜM ÇIKARTMAYACAĞIM’

Ünlü sanatçı Altay, tam 5 yılın ardından yeniden İstanbul gecelerinde sahne aldı. Muamma Ataşehir’deki sahnesi öncesi basın mensuplarıyla bir araya gelen Altay çok çarpıcı açıklamalar yaptı. Altay; ‘5 yıldır İstanbul’da sahneye çıkmamıştım. O yüzden herkesi çok özledim. Müthiş bir sahne bizi bekliyor’ dedi. Basın mensuplarının ‘Uzun süredir albüm çıkartmıyorsunuz’ şeklinde yönelttiği soruya ise; ‘Artık albüm çıkartmayacağım. İçinde 10 şarkı olan o albümler bitti artık. Tek şarkılık single yapıp, dijitale koyacağım’ diye konuştu.

24 Şubat 2020 Pazartesi

HEMOROİD TEDAVİSİNDE “LASER YÖNTEMİ”



Oldukça yaygın görülen bir hastalık olan Hemoroid yaşam kalitesini ciddi anlamda düşürmektedir. Peki hemoroidden korunmak için ne gibi önlemler almak gerekir, tedavi şekilleri nelerdir, Laser etkili bir tedavi yöntemi mi? Konu ile ilgili Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Fatih Kar bilinmesi gerekenleri anlattı.
Hemoroidin çok yaygın görülen bir hastalık olduğunu ifade eden Op. Dr. Fatih Kar,”50 yaşın üzerindeki erkek ve kadınların yarısından fazlası bu sorunları yaşıyor. Nüfusun yüzde 80’i hayatında en az bir kez hemoroid hastalığının acılı sonuçlarını çekmiştir. Sağlıklı hemoroidler bir damar yumağı oluşturarak makatın tam olarak kapanmasına yardımcı olurlar. Normalde herkeste bulanan ve ciddi görevleri olan yapılardır. Makat öncelikle içteki kapatıcı kas ile kapatılır. Diğer bir deyişle sızdırmaz hale getirilir. Kas üzerindeki hemoroid yastıkçığı gaz, mukus ve sulu dışkının bağırsak içinde tutulmasını sağlar. Anal kanal içindeki cilt dokusu (anoderm) duyarlılığıyla sıvı tutma kabiliyetine yardımcı olur. Yaşamı boyunca insanların pek çoğunda bu yastıkçıklarda büyüme olduğu ya da bunların söndüğü görülür.” dedi.


Çoğu hasta konuşmaktan ve hekime gitmekten çekiniyor.
Hemoroidle ilgili alınabilecek önlemlere değinen Dr. Fatih Kar,” Hemoroid hastalığı denildiğinde bu bölgede makat iç kısımda normalde bulunan yastıkçıkların büyüdüğünü ve şikayetlere yol açtığını anlarız. Bu durum genellikle rahatsız edicidir. Kaşıntı, yanma yapar, ağrı ve kanamalara yol açabilir. Hafif hemoroidal hastalık durumlarında basit hijyenik önlemler, diyet alışkanlıklarının düzenlenmesi, sıcak su tatbiki ile şikayetler belirgin olarak gerileyebilir. İleri hemoroidal hastalık durumlarında ise kendi kendinize uygulayacağınız bu yöntemler iyileşme sağlamakta yetersiz kalabilir. Gerçi bazı hastalarda ağrılı belirtiler kaybolup şikayetler düzelebilir ancak kısa bir süre sonra yeniden geri gelirler. Sorun çözülmemiştir.
Hemoroid de dahil olmak üzere çoğu makat hastalıklarında hastalar konuşmaktan ve hekime gitmekten çekinirler. Ancak kan görüldüğü zaman doktora giderler. Bu da hastalığın ilerlemesine neden olabilir.” İfadelerini kullandı.

Tıbbi tedavinin yetersiz olduğu durumlarda birtakım girişimlerle, hastalıklı hemoroid belirtilerinin olabildiğince küçük girişimlerle giderilebilmeye çalışıldığını ifade eden eden Kar sözlerine şöyle devam etti.
Hemoroidlerin tedavisi hastalığın evrelerine göre belirlenir. Hemoroidler 4 evreye ayrılır. Başlangıç evresinde (birinci derece ve ikinci derece) ilaçla tedavi ve üstte anlattığımız yöntemler yeterli olabilir.
İleri evreler (hemoroidler her tuvalete çıkıldığında dışarı itilir) çoğunlukla müdahale gerektirebilmektedir. Peki bu hastalıkta ideal yöntem ne olmalıdır? Bu durumda hastaya en az zarar veren, mümkün olduğunca çabuk günlük yaşama tekrar geri döndürebilen, iyileşme döneminde hastada ciddi bir rahatsızlık yaratmayan, işlem sonrasında hastada herhangi bir kalıcı problem yaratmayan bir teknik seçilmelidir.
Bu amaçla düşünüldüğünde Laser Hemoroid Tedavisi yöntemi bu alandaki boşlukları dolduracak gibi durmaktadır. Peki yöntem nasıldır? Hastalarımızın bağırsak temizliği yapılmasına gerek olmadan ortalama 15-20 dakikalık bir işlemle problem yaratan hastalıklı olduğunu düşündüğümüz hemoroid yastıkçıklarının içine bu iş için özel tasarlanmış laser probları ile girilerek derin tabakalardaki damarsal yapıların dağlanması tekniğine dayanmaktadır. Bu şekilde hemoroidal hastalık birkaç hafta içinde küçülmekte ve şikayetler azalarak hastalık düzelmektedir. İşlem sonrası hasta aynı gün taburcu olabilmekte ve daha ilk dışkılamada hasta şikayetlerinin hafiflediğini hissedebilmektedir. Bu teknik son birkaç yıldır hekimlerimiz ve hastalarımız için de oldukça popüler bir yer edinmeye başlamıştır. Biz de oldukça uzun süredir hemoroidal hastalıklar ve tedavisi ile uğraşmamıza rağmen Laser hemoroid tedavisini, son dönemde uygulanan hastalardaki sonuçlarını gördükten, yan etkilerinin çok az olduğunu anladıktan ve ideal uygulama şeklini benimsedikten sonra güvenle yapabilmekteyiz. Bu şikayetle tarafımıza başvuran, uygun  hastalarımıza önerebilmekteyiz.”
Şükriye Özgül

22 Şubat 2020 Cumartesi

2020 ERKEK ESTETİK TRENDLERİ...



Daha bakımlı ve güzel görünmek, kadınlar kadar erkekler için de büyük önem taşıyor. Dış görüntü erkek dünyasında da kadınlarda ki kadar önemli. İş hayatında cv kadar önemli olan dış görünüş, sosyal hayatımızda oldukça önemli. Güzellik endüstrisinin gelişmesiyle erkekler de daha genç ve sağlıklı görünmek amacıyla estetik cerrahların kapısını çalmaya başladı.
 
Sağlık Yönetimi Uzmanı Songül Alcı ve Prof. Dr. Yavuz Başterzi ile 2020 yılında erkeklerin en çok ilgi gösterdiği estetik operasyonlar hakkında konuştuk. Peki erkeklerin en çok yaptırdığı estetik işlemler nelerdir?
Rinoplasti (burun estetiği): Erkeklerin en çok tercih ettiği estetik operasyonlardan biri. Büyük ve iri burunlar erkeksi görüntüyü bozmadan daha küçük estetik yüz ile orantılı bir duruma getiriliyor. Erkeklerin bu konuda en çok tercih ettiği şey burunun feminen bir görüntüye sahip olmaması. Burun işlemleri erkeklerde kadınlarda ki gibi aşırı küçültme ve kaldırma olarak düşünülmüyor. Daha soft daha yüz ile dengeli bir hale getiriyor.
 

Saç ekimi ve sakal ekimi en çok yapılan işlemlerden ikinci sırada geliyor. Hatta bildiğimiz üzere Türkiye’deki en popüler ameliyat. Dünyadan birçok erkek saç ekimi için İstanbul’ u tercih ediyor. Erkekler saç ve sakal eksiklikleri ile yaşamak istemiyor. Saç boşlukları ve sakaldaki boşluklar kıl transferi ile kapatılıyor, microblading ise seyrek saçların arasına saç efekti verme yaz öncesi yine tercih edilen işlemler arasında.
Jinekomasti, erkeklerin büyük derdi büyük göğüsler. Kilo alıp verme, hormonal sorunlar vs derken sarkan meme dokusu ile erkekler soyunmak istemiyor. Yaz gelmeden önce bu mevsimin en önemli işlemidir.
Bel ve göbek çevresi Liposuction 40’lı yaş sonralarında oluşan bel ve göbek yağlanmaları spor salonlarında eritilemediğinde çare yağ aldırma operasyonu oluyor. Hastanede birkaç saat içinde yapılan bu işlemler oldukça iyi sonuçlar veriyor.
Yüzdeki kırışıklılar, Erkeklerde en önemli amaç yüzdeki yorgun ifadeyi, almak. Kaş arası, göz çevresi kırışıklıkları, göz kapağı düşüklüğü yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan deformasyonlardır. Botoks uygulamasının en önemli özelliği yine erkeksi ifadeden ödün vermeden yapılmasıdır. Bu işlemlerdeki en önemli amaç doğallıktır. Terleme için yapılan koltuk altı botoxu da artık erkeklerde ıslak koltuk altı görünümünü ortadan kaldırıyor.
Çene hattı (Jaw Line) estetiği, kulak hizasından çene ucuna kadar yapılan dolgu şeklidir. Köşeler belirginleştirilmiş uç genişletilmiş çene, yüz ile uyumlu hale getirilir. Güçlü bir çene erkeklerde maskülen görüntünün kazanılması nedenli yapılır. Hollywood çenesi, nefertiti çenesi diye de adlandırılan bu estetik işlem 40’lı yaşlardan sonra oluşan gıdı görüntüsünün de hafif geriye atılmasını sağlar.

21 Şubat 2020 Cuma

MEME KANSERİNDEN KORUNMANIN YOLLARI…



Araştırmalar, günümüzde en sık görülen kadın kanserlerinden biri olan meme kanserinin son 20 yılda iki kat arttığını göstermektedir. Uzmanlar ise erken teşhisin önemine dikkat çekerek 30 yaş sonrası her kadının ayda bir kez kendi kendine yapacağı muayenenin hayat kurtarıcı olabileceğinin altını çiziyor.

Pekiyi meme kanserinden korunmak için neler yapılmalı, erken tanı için kendi kendine muayene nasıl yapılmalı, ne kadar sıklıkla uzmana görünmek gerekir? Genel Cerrahi uzmanı Op. Dr. Fatih Kar açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre meme kanserinin kadınlarda görülen kanserlerin dörtte birini teşkil ettiğini ifade eden Op. Dr. Fatih Kar,” Türkiye’de 20 binin üzerinde kayıtlı meme kanseri hastası bulunmaktadır. Bunların önemli bir çoğunluğuna menopoz öncesi dönemde tanı konulmuştur. Araştırmalar meme kanseri vakalarının son 20 yılda iki katından fazla artış gösterdiğini ve bu artışın her geçen yıl yükselerek devam edeceği belirtiliyor. Bu yüzden erken tanıya vurgu yapan farkındalık kampanyaları ve kamuoyu bilgilendirme çalışmalarının da arttırılması gerekiyor. Çünkü meme kanseri erken evrede tedavi edilebilen bir kanser türüdür.” dedi.

Belirtilere dikkat!

Meme kanserinin oluşum şekline ve belirtilerine dikkat çeken Kar,” Meme kanseri süt dokusu ve süt kanallarında oluşan bir kanser türüdür. Batı toplumlarında yaşla birlikte artış gösterir ancak ülkemizde görülme yaşı 40 yaş altına kadar inmiştir. Bu yüzden 30 yaş üstündeki her kadının ayda bir kez kendi kendine yapacağı muayene hayati öneme sahiptir. Kendi kendine meme muayenesi için en uygun dönemler adet başladıktan sonraki 5. ve 7. günlerdir. Ayna karşısında meme cildinde ya da meme başında çekinti, kabarıklık, kızarıklık gibi değişiklikler olup olmadığı araştırılmalı ve ardından elle meme ve koltuk altlarında kitle aranmalıdır. Öte yandan 30 yaş üstü her kadının yılda bir defa genel cerrah tarafından da muayene edilmesi erken tanı açısından büyük önem taşımaktadır. Meme kanserinin belirtilerinden bahsetmek gerekirse; meme kanserinde ağrı çok nadir görüldüğü için memede ağrı olmaması meme kanserini ekarte etmez. Memede ele gelen ağrısız sertlik, meme derisinde kızarıklık veya şişlik, meme başında veya derisinde çöküntü veya çekilme, meme başında kanlı akıntı, meme başında veya derisinde yara, koltuk altında sertlik gibi belirtiler meme kanserini işaret edebilir. Bu yüzden bu gibi belirtilerle karşılaşıldığında vakit kaybetmeden mutlaka bir genel cerrahi uzmanına başvurmak gerekir.” şeklinde konuştu.

Kimler daha fazla risk altında?

Meme kanserinde risk grubunda olan kişilere de dikkat çeken Op. Dr. Fatih Kar,” Genetik geçiş göz önünde bulundurularak anne, kardeş, çocuk, anneanne, babaanne, teyze, hala gibi birinci ve ikinci derece akrabasında meme kanseri olan kişilerde meme kanseri riski daha fazladır. Ayrıca egzersiz yapmayan ve hareketsiz yaşam süren, yüksek oranda kırmızı et tüketen, hayvansal yağ ve protein ağırlıklı beslenen, fazla miktarda alkol ve sigara tüketen kişilerde de meme kanseri riski yüksektir. Öte yandan 12 yaşından önce adet gören ve 55 yaşından sonra menopoza giren, uzun süre hormon tedavisi gören, doğum yapmayan, 30 yaşından sonra doğum yapan, emzirmeyen kadınlarda da risk olduğunu araştırmalar bize söylemektedir.” dedi.

Mamografi ne kadar sıklıkla yapılmalı?

Mamografinin meme kanserinin erken tanısında önemli bir yöntem olduğunu kaydeden Dr. Kar 40 yaşından sonra yılda bir defa mamografi yapılması gerektiğini vurguladı. Kar,” Özel bir risk söz konusu değilse 40 yaş sonrası her yıl mamografi yapılmasını önermekteyiz. Kanser taramalarında mamografinin yaygın kullanımı ile 50 yaş üstü kadınlarda meme kanserinden ölümlerde yüzde 35 azalma sağlanmıştır. Elli yaş altı kadınlarda ölüm oranındaki azalma daha fazladır. Bu durum senede bir çekilecek mamografi ile hem kanserin çok erken evrede yakalanabilmesine hem de öncü lezyonların tespit edilip kanserleşmeden çıkartılmasına bağlanmaktadır. Çoğu meme kanseri vakasında lezyonun çıkartılması yeterlidir. Bazı özel durumlarda da memenin alınması gerekebilir. Koltuk altındaki lenf düğümleri ameliyat esnasında özel bir yöntemle değerlendirilir ve gerekmedikçe lenf düğümleri temizlenmez. Sonrasında hastalığın tekrarlamasını önlemek için kemoterapi, radyoterapi ve hormonoterapi gibi ek tedaviler uygulanabilir. Meme kanseri olan hastalarda ilk üç yıl 3 ayda bir, 2’inci ve 5’inci yıllar arası 6 ayda bir, daha sonra da yılda bir defa muayene yapılması önerilir. Ailesinde meme kanseri olan kadınlarda da teşhis konulan yaştan sonra 10 yıl geriye gidilerek, muayene ve gerekli görülen tetkiklerle başlanmalıdır. Örneğin annesinde 45 yaşında meme kanseri çıkan bir kadının, meme kanseri için takibi 35 yaşında başlamalıdır.” ifadelerini kullandı. 

EMRAH DEMİRALP'TEN YALAN'DAN GELİYOR YENİ



Besteci kimliğiyle dikkat çeken, farklı yorumu ile beğenilen Emrah Demiralp; Yalan’dan isimli yeni teklisini Müzikal İşler Production etketi ile yayımladı…

Emrah Demiralp; 2018 yılında İrem Derici’nin yorumladığı ‘Tek Tabanca ‘’, 2017 yılında Toprak Sağlam’ın  yorumladığı ‘’Can Yarası‘’ adlı şarkıların bestecisi, kendi yorumu ile ilk kez ‘’Güzel Kadın ‘’ isimli şarkısını geçtiğimiz günlerde  dinleyici ile buluşturdu. Şarkısı   SPOTİFY‘de ilk 50 ‘ye giren  şarkılar bölümünde yerini aldı. Akustikcanlı  performansları ve farklı yorumu ile de  aynı zamanda dikkat çeken Emrah Demiralp ; Müzkal İşler Youtube kanalında bir çok çalışmasına yer vermeye devam ediyor.

Yalan ‘dan adlı şarkının söz, müzik ve düzenlemesi Emrah Demiralp ‘ e ait. Şarkının video klibi  çok yakında müzik kanallarında yerini almaya hazır.

20 Şubat 2020 Perşembe

TIKANAN BACAK DAMARLARI ROBOTLA AÇILABİLİYOR…


Bacak damar tıkanıklıkları tedavi edilmezse kangren, uzuv kaybı, hayati risk gibi ciddi sonuçlar doğuruyor. Son yıllarda uygulanan başarılı cerrahi girişimlere ameliyatsız yöntemler de eklendi. Bunlardan biri de Robotla Damar Açma (Robotik Aterektomi) yöntemi. Ağrısız ve acısız yapılan bu işlem uygun hastalarda oldukça başarılı sonuçlar veriyor.
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Kalko bacak damarı tıkanıklıklarında uygulanan tedavi yöntemlerini anlattı.
Damar cerrahisinde tıkalı bacak damarları için uyguladıkları pek çok yöntem olduğuna dikkat çeken Prof. Kalko,” Hem bacak damarlarında hem şah damarında uyguladığımız ortak yöntemler var. Minimal İnvaziv damar ameliyatları bunlardan bir tanesi. Küçük kesi ile hasta ile konuşa konuşa yaptığımız bu ameliyatlarla damar tıkanıklığı hastalarında çok güzel sonuçlar aldık. Buna geçtiğimiz yıl hibrit ameliyatları da ekledik. Daha zor ve komplike vakaları hatta kitabi olarak ‘açılamaz’ denilen damarların açılabildiğini gördük bu yöntemle. Yöntemin avantajı hem açık hem kapalı yöntemlerin aynı anda uygulanıyor olması. Bunların yanı sıra her türlü endovasküler girişim, kapalı yöntem, ilaç kaplı balon işleminin yanında Robotla Damar Açma işlemlerini de aynı seansta, farklı seansta, tek başına ya da kombine olacak şekilde tamamen kişiye özel yapıyoruz. Robotla Damar Açma Yönteminde (Robotik Aterektomi) damarın içerisine özel bir aletle girilerek bir tünel açılır ve plaklar tıraşlanarak damar tamamen temizlenir. Bacak damarları için kullanılan yöntem uygun hastalarda oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Ağrısız, sızısız gerçekleşen yöntem ameliyatsız bir işlem olup uygun hastalarda inanılmaz güzel sonuçlar veriyor. Yöntem teknik olarak biraz daha ilerledi ve diz altında da kullanılmaya başlandı.” dedi.
Tedavilerin mutlaka kişiye özel planlanması gerekir.
Damar hastalarında doğru tedavi planlamasının hayati öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Yusuf Kalko,” Damar hastalıklarında doğru tedavi planlaması çok önemli. Şöyle ki; hastanın beklentisi, hastanın kliniği ve hastanın yaşı, hastanın ilave hastalıkları ve yaptığı iş önemli. Sadece damarı tıkalı olan ve 50 metre yürüyebilen 70 yaşında bir adamı ameliyat etmen büyük bir skandal olur. Bu hastalara tüm dünyanın yaptığı gibi ve tedavi kılavuzlarında da dediği gibi önce ilaç tedavisi, yürüme, egzersiz ve koruyucu hekimlik (beslenme, uygun medikal tedavi) verilir. Ama diğer taraftan hasta 70 yaşındadır ama simit satıp evini geçindirmek zorundadır o hastaya müdahale etmek zorundasınızdır. Mümkün olduğunca kesi yapmadan ya da küçük kesi ile kapalı yöntemlerle açık yöntemi birleştirerek; uygun hastalara robotik aterektomi, uygun hastada ilaç kaplı özel balon ya da sadece balon ya da sadece mekanik olarak ameliyatla o kireci temizlemek ya da bypass yapmak. En son çare bypasstır.” Şeklinde konuştu.
Damarla uğraşan uzman ve merkezlerin her türlü donanıma sahip olması gerekir.
Damar merkezlerini motor yenileme atölyelere benzeten Dr. Kalko bu merkezlerin mutlaka tüm donanımlara sahip olmas gerektiğinin altını çizdi. Kalko sözlerine şöyle devam etti. “Damarla uğraşan ekiplerin ya da hastanelerin ya da merkezlerin aynı motor yenileme atölyeleri gibi her şeyi yapabilecek ekip, ekipman ve tecrübeye sahip olması lazım. Bu merkezler damarla ilgili bütün tıkanıklıkları giderebilecek her türlü teknik ve donanıma sahip olmak zorunda. Ayrıca bunu yapabilecek ehil ellerin olması lazım. Bir diğer önemli etken de diyelim ki komplikasyon gelişti. Damar tıkandı, mikrop kaptı ya da ayağı kurtaramadın ve keseceksin. Her şeyi bu ekibin içerisinde çözmek zorundasın. Hastaya git ortopediye, git plastik cerraha ayağını kestir dersen o hasta sana küser ve hayata küser. Hasta doktor ilişkisi çok önemli bu hastalarda. Sonu ampütasyon da olsa eğer hastanın yüzde 1’lik de olsa bir şansı varsa uzvunun kurtulabileceğine dair bunu da anlatmak gerekir. Bu hastalara sarılıp, onları kucaklayıp ayağa kaldırmak lazım. Moral vermek ve manevi olarak güçlendirmek bu hastalar için çok önemli. Bu hastaların doktora teslimiyeti de çok önemli. Eğer ‘tecrübeliyim’ diyorsa bir damar uzmanı, son ana kadar hastasını takip etmek zorunda.”

MİNE DAĞ: ‘HERKESİ BERABERLİĞE DAVET EDİYORUM!


 Söylediği ‘Çırpınırdı Karadeniz’ isimli şarkısıyla ünü tüm Türk Cumhuriyetlerine yayılan güzel şarkıcı Mine Dağ, Hakan Altun’un tam 23 yıllık eseri ‘Memleketim’i yeniden yorumladı. Anadolu rock sound’uyla ‘Memleketim’i yeniden seslendiren Dağ, gelen tepkilerden oldukça mutlu olduğunu belirtti. Güzel şarkıcı; ‘Ülkemizin geçtiği bu zor günlerde herkesin birlik ve beraberlik içinde olması gerektiğini düşünüyorum. O yüzden bu şarkıyı söylemek istedim. Müziğin evrenselliği ve birleştirici yönüyle herkesi beraberliğe davet ediyorum’ diye konuştu.

ÜNLÜ İTALYAN’DAN KAYSERİ MANTISI İTİRAFI



Floransa’da Doğdu Konyasporlu Oldu


Ünlü İtalyan Şef Danilo Zanna, Carousel AVM’de düzenlenen Sevgi Dolu Tarifler Atölyesi’nde sevenleriyle buluştu. Zanna, sohbeti, sempatik tavırları ve birbirinden lezzetli tarifleriyle kendine hayran bıraktı.

Danilo etkinlikte ayrıca eşi Tuğçe Demirbilek’le olan tanışma hikayesinden eşinin memleketi olan Giresun’a olan hayranlığına, Türkiye kariyerinden Türk ve İtalyan mutfağının farklılıklarına kadar birçok farklı konuya değindi. Türk yemeklerinden analı kızlıyı, yağlamayı, yumurtalı kıymalı Trabzon pidesini, etli karalahanayı ve künefeyi çok sevdiğini söyleyen Danilo Zanna, 40 tanesi bir kaşığa sığan Kayseri mantısına olan hayranlığından da bahsetti.

MasterChef yarışmasındaki jüri kimliğiyle sık sık gündeme gelen Danilo Zanna Konyaspor taraftarı olduğunu da itiraf etti. Danilo, sevenlerinin yoğun ilgi gösterdiği sohbetin ardından hayranları ile hatıra fotoğrafı da çektirdi.




17 Şubat 2020 Pazartesi

Mr. Jade’den 14 Şubat sürprizi




Mr. Jade, Sevgililer Günü için sevenlerine bir sürpriz hazırladı ve “Hasretinle Yandı Gönlüm” şarkısını cover’ladı. Şarkı, 14 Şubat Cuma günü Musicom etiketiyle dijital platformlarda yayınladı.

Şarkılarıyla müzik dünyasında büyük ses getiren Mr. Jade, 14 Şubat Sevgililer Günü için sevenlerine bir sürpriz hazırladı. Ünlü sanatçı, daha önce Edip Akbayram’ın sesiyle hayat verdiği “Hasretinle Yandı Gönlüm” şarkısını cover’ladı.

SEVGİLİLER GÜNÜ’NDE YAYINDA
Söz ve müziği İsmail Yalçınkaya Tura’ya ait “Hasretinle Yandı Gönlüm”e yepyeni bir yorum getiren Mr. Jade, şarkıyı 14 Şubat Sevgililer Günü’nde müzikseverlerin beğenisine sunacak. Çalışma, Musicom etiketiyle tüm dijital platformlarda yayınlandı.

SIRP GÜZELLE KAMERA KARŞISINA GEÇTİ

Mr. Jade, şarkının klibini Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da çekti. Klibin yönetmen koltuğunda ise ülkenin en ünlü yönetmenlerinden Masimya oturdu. Çekimlerde Mr. Jade’ye ünlü Sırp model Milica Sutovic eşlik etti.

KLİBE HOLLYWOOD İMZASI

En son teknolojilerle çekilen, 70 kişilik bir ekibin görev aldığı klibin renklendirmesi Hollywood’da yapıldı. Çok konuşulacak bir klibe imza atan Mr. Jade, “Bu şarkıyı okumak hayalimdi. Hayallerim gerçek oldu. Şarkının da klibimin de çok beğenileceğinden eminim” dedi.

KLİP LİNKİ

9 Şubat 2020 Pazar

Reynmen 'den yeni albüm



Riba Events ve Back Drop Media ortaklığında Nisan ayında Avrupa’nın 10 büyük şehrinde gerçekleştireceği devasal konserler öncesinde ‘’RNBESK ‘’adlı albümünü  dinleyici ile buluşturdu.

Albümün çıkış parçası olan LEİLA’ ya Hasan Kuyucu yönetmenliğinde klip çeken Reynmen ;  Yeni şarkısı ‘’LEİLA’’ çıktığı an 24 saat içerisinde dünya listelerinde 3. sıraya girerken aynı zamanda  bir çok Avrupa ülkesi ve Türkiye’de birinci sıraya kadar yükseldi.

Albüm de yer alan diğer şarkılarına da klip çekecek olan Reynmen, mart ayında Sürpriz bir isimle ayrıca feat yapacak. En küçüğü 4 bin, en büyüğü 18 bin kişilik yerlerde sahne alacak Reynmen sahne üzeri çalışmalarına Şubat ayı ortasında başlayacak.

Riba Events ve Back Drop Media ortaklığında gerçekleşecek olan REYNMEN ‘in satışta olan konser tarihleri sırayla şöyle;

5 NİSAN  Munchen –Zenıth 
10 NİSAN  Zurıch –Hallenstadıon
11 NİSAN  Wıen –Hallmann Dome
12 NİSAN  Berlin –Velodrom Ufo
13 NİSAN  Frankfurt-Jahrhunderthalle
15 NİSAN  Herttogenbosch –Main Stage(Brabanthallen)
17 NİSAN  Ludwıgsburg –MHP Arena
18 NİSAN  Köln- Lanxess Arena
19 NİSAN   Dortmund –Warsteıner Music Hall

3 Şubat 2020 Pazartesi

EN BAŞARILI SAÇ EKİM KLİNİĞİ ÖDÜLÜ SONGÜL ALCI’YA VERİLDİ…



“Babadan oğula geçen saç ekim merkezi”


28 Ocak 2020 Salı Günü, Deniz Akkaya ve Gökay Kalaycıoğlu sunumuyla D'es Yapım & Organizasyon tarafından düzenlenen, ''Diamonds Of Turkey Awards'' gecesinde Yılın En Başarılı Saç Ekimi Kliniği Ödülü’ne, başarılı Sağlık Yönetimi Uzmanı Songül Alcı layık görüldü.

Son yıllarda en popüler iş kollarından biri olan ve Türkiye’ye pek çok ülkeden hasta gelmesini sağlayan saç ekimiişlemleri, erkeklerin ilk ilk estetik tercihleri arasında yer alıyor ve her geçen gün biraz daha yaygınlaşıyor. Yurt dışından ve ülkemizden pek çok hasta ağırlayan ve başarılı işlere imza atan Sağlık Yönetimi Uzmanı Songül Alcı 28 Ocak’ta düzenlenen ''Diamonds Of Turkey Awards'' gecesinde Yılın En İyi Saç Ekimi Kliniği Ödülü’nü aldı. 

En İyi Saç Ekim Kliniği Ödülü’nü alan Songül Alcı “saç ekimi ve estetik operasyonları için Türkiye’yi seçenlerin sayısıda oldukça yüksek. 2019 verilerine göre yılda bir milyon sağlık hizmeti almak amaçlı giren hastanın 500 bini saç ekimi için geliyor. Sağlık turizmi ülkemizin önemli gelir kaynaklarından biri ve hedefler de çok büyük. Saç ekimi deyince de Türkiye en bilinen ülke. Ülkemiz sağlık turizmi yapan ülkeler arasında doktorlarıyla, hastanecilik hizmetleriyle çok sayıda dünya standartlarında belgeleri olan hastanelere sahip. Bu şekilde adından söz ettiren birçok hekim ve sağlık uzmanı da yer alıyor. Türkiye de 2500 e yakın bilinen klinik var,seyyarlar ayrı .Bu rekabet ortamında en iyi ülkede - en iyi olmak büyk emekler gerektiyor. Emekler karşılığını buldu,ödülle taçlandı.

Kliniğimizde  19 yıldır kalite ve memnuniyet odaklı çalışıyoruz. Yıllar önce saç sorunlarını çözdüğümüz kişiler şimdi oğullarını bize getiriyorlar. Biz “babadan oğla” geçen bir saç ekim merkezi olduk .Aranan güvenin adresi olmayı başardık,ne mutlu bize, Tüm yurtiçi ve yurtdışı hastalarımıza teşekkür ederim” dedi.

Songül Alcı özellikle İspanya ve Güney Amerika ülkelerinde çok biliniyor. O erkeklerin saç sorunlarını çözen kadın olarak tanınıyor. 19 yıldır saç ekimi hizmetlerini Türkiye’de şehir şehir şube açarak tanıtmış, personel eğitmiş biri olarak yıllardır kaliteden ödün vermeden çalışan Songül Alcı son zamanlarda Türkiye’de birçok kliniğin yurt dışına merkez açması, sağlık personelinin yurt dışına giderek hastaların buraya gelmesi engellemesi ,sağlık turizmine büyük zarar verdiği düşüncesiyle ülkesinde hizmet vermeye devam ediyor.